Bağımlılık yaşayan birçok insanın ortak bir problemi vardır:
Yalnız kalmaları değil,
kimseye gerçekten güvenememeleri.
Dışarıdan bakıldığında bu durum çoğu zaman “inat” gibi görünür.
“İstemiyor.”
“Dinlemiyor.”
“Kendini kapatmış.”
Ama mesele çoğu zaman bundan daha derindir.
Çünkü bazı insanlar hayatları boyunca
anlaşılamayacaklarına inanarak yaşamıştır.
Sürekli yargılanan biri, bir noktadan sonra konuşmayı bırakır
Bağımlılık yaşayan birçok kişi yıllarca aynı şeyleri duyar:
“Kendine yazık ediyorsun.”
“İradesizsin.”
“İstersen bırakırsın.”
Bir süre sonra kişi şunu fark eder:
Kimse onu gerçekten anlamaya çalışmıyor.
Sadece düzeltmeye çalışıyor.
Ve insan sürekli “sorun” gibi muamele gördüğünde,
yardım istemeyi bırakır.
Sessizlik çoğu zaman rahatlık değil, savunmadır
Bazı insanlar çok konuşmaz.
Duygusunu belli etmez.
Sorulduğunda “iyiyim” der geçer.
Toplum bunu çoğu zaman umursamazlık sanır.
Oysa birçok durumda bu, öğrenilmiş bir savunmadır.
Çünkü kişi geçmişte açıldığında:
- küçümsenmiştir
- suçlanmıştır
- ciddiye alınmamıştır
- ya da yüzüne karşı değil, arkasından konuşulmuştur
Bu yüzden zamanla şu oluşur:
“Kimseye anlatma.”
Güven problemi sadece insanlarla ilgili değildir
Bir noktadan sonra kişi sadece çevresine değil,
kendine de güvenmemeye başlar.
Verdiği sözleri tutamamıştır.
Başlamış ama devam edememiştir.
Defalarca yeniden başlamıştır.
Ve içten içe şu düşünce yerleşir:
“Ben zaten toparlayamam.”
Bu düşünce dışarıdan görünmez.
Ama davranışları yönetmeye başlar.
Her “yardım istemeyen” insan güçlü değildir
Toplumda yanlış bir algı var:
Her şeyi kendi çözen insan güçlü sanılıyor.
Oysa bazı insanlar yardım istemediği için değil,
yardımın işe yarayacağına inanmadığı için yalnızdır.
Bu büyük bir farktır.
Sert görünen insanların altında çoğu zaman yoğun bir kırılma vardır
Sahada sık görülen bir durumdur bu.
En öfkeli görünen kişi,
aslında en fazla hayal kırıklığı yaşamış kişi olabilir.
En umursamaz görünen kişi,
en fazla reddedilmiş kişi olabilir.
Ve çoğu insan davranışı gördüğü için,
altındaki nedeni kaçırır.
Bu yüzden yaklaşım önemlidir
İnsanlar değişime bazen bilgiyle değil,
güven duygusuyla yaklaşır.
Karşısındaki kişinin onu gerçekten dinlediğini hissettiğinde,
savunma yavaş yavaş düşmeye başlar.
Bu hemen olmaz.
Çünkü güven, özellikle kırılmış insanlarda
yavaş oluşur.
Toparlanma bazen “yardım kabul etmekle” başlar
Birçok kişi değişimin büyük kararlarla başladığını düşünür.
Oysa bazen süreç çok daha küçük bir yerde başlar:
İlk defa gerçekten konuşabilmekte.
İlk defa rol yapmadan oturabilmekte.
İlk defa “iyi değilim” diyebilmekte.
Son söz
Bazı insanlar yardım istemez.
Çünkü kibirli olduklarından değil…
kimseye güvenemediklerinden.
Ve bazen bir insanın hayatındaki en büyük değişim,
ona akıl verilince değil…
ilk defa gerçekten dinlendiğinde başlar.
